"İşi ehline, ehli işine veriniz…"
"Ehli" kelimesi dilimize Arapçadan geçen bir kelimedir. Bir işi yapma becerisi bilgisi
olan, işini çok iyi yapan manasındadır. Günümüzde çok uygulanmasa dahi son zamanlarda
sıkça duyduğumuz, okuduğumuz bir kavram haline geldiğini görmekteyiz.
Biraz daha açacak olursak toplumda her şeyin düzenli bir şekilde gerçekleşmesi için insanların görevlerini yerine getirmesi gerekir. Bu durum hayatın birçok alanına bu şekilde sirayet eder. Hayatın devam etmesi ve makinenin çarklarının dönmesi adına bunun gerçekleşmesi gereklidir. Tıp ihtisasında mühim melekelere haiz bir hekim, hukukta gayesi adaletin tecelli etmesini niyaz eden bir yargıç ve buna benzer birçok meslek dalında zengin bir içtihada sahip insanların varlığıyla makinenin çarkları dönecektir. Bu vesileyle de bir işin en iyi şekilde yapılması işlerin yolunda olduğunu gösterir. İşi en iyi şekilde istisnasız yapmak o işte yetkin siniz anlamına gelir.
Dünyada belli bir düzenin oluşması, adaletin sağlanması ve kişilerin hak ettikleri yere gelmesi, devlet yönetiminde olsun, iş hayatında olsun insanların kaderini doğrudan etkiler.
Eyvallah...
Yazmaya devam etsem cümlelerin sonu gelmez. Kelimeler cümle, cümleler satır, satırlar paragraf derken edebi eser bile ortaya çıkar. Son zamanlarda popüler olan "İşi ehline veriniz." cümlesini okuyoruz, yazıyoruz hatta dilimizde adeta şakıyoruz da pratiğe gelince neden afallıyoruz.
Ya okuyup yazdığımızı anlamıyoruz ya da konuştuğumuzu, belki de çok iyi biliyor ve anlıyoruz ama tembelliğe mi vuruyoruz? Bildiğim tek bir şey var o da işi ehline verecek kimseyi bulamıyorsak bir an önce ehil kişiler yetiştirmeliyiz. Uzayan kol bizden olsun mantığıyla eşini, dostunu, tenceresini, çaydanlığını ve yağlandığını gözünde büyüterek misyon yüklemeye kalkmamalıyız.
Eğitimin önce ailede başladığını ve okul hayatıyla devam ettiğini biliyoruz. Anne-baba ve öğretmenlerimiz, toplumun yapı taşları bizim ellerimizden çıkıyor. Günümüzde belli bir olgunluğa ulaşmış uzayan kolları değiştiremeyiz belki ama yeni nesilleri, yeni tohumları yetiştirirsek tencere, çaydanlık ve yağdanlıkla uğraşmadan üstünlüğün en güzeli, güzel ahlak diyerek ehil insanlarla güzel ve adil günler yaşayabiliriz. Bu iş benim işim değil, uzmanlık alanım değil diyecek ve layık olmadığı göreve talip olmayacak ehil bir nesil.
Çok yakında...
Biraz daha açacak olursak toplumda her şeyin düzenli bir şekilde gerçekleşmesi için insanların görevlerini yerine getirmesi gerekir. Bu durum hayatın birçok alanına bu şekilde sirayet eder. Hayatın devam etmesi ve makinenin çarklarının dönmesi adına bunun gerçekleşmesi gereklidir. Tıp ihtisasında mühim melekelere haiz bir hekim, hukukta gayesi adaletin tecelli etmesini niyaz eden bir yargıç ve buna benzer birçok meslek dalında zengin bir içtihada sahip insanların varlığıyla makinenin çarkları dönecektir. Bu vesileyle de bir işin en iyi şekilde yapılması işlerin yolunda olduğunu gösterir. İşi en iyi şekilde istisnasız yapmak o işte yetkin siniz anlamına gelir.
Dünyada belli bir düzenin oluşması, adaletin sağlanması ve kişilerin hak ettikleri yere gelmesi, devlet yönetiminde olsun, iş hayatında olsun insanların kaderini doğrudan etkiler.
Eyvallah...
Yazmaya devam etsem cümlelerin sonu gelmez. Kelimeler cümle, cümleler satır, satırlar paragraf derken edebi eser bile ortaya çıkar. Son zamanlarda popüler olan "İşi ehline veriniz." cümlesini okuyoruz, yazıyoruz hatta dilimizde adeta şakıyoruz da pratiğe gelince neden afallıyoruz.
Ya okuyup yazdığımızı anlamıyoruz ya da konuştuğumuzu, belki de çok iyi biliyor ve anlıyoruz ama tembelliğe mi vuruyoruz? Bildiğim tek bir şey var o da işi ehline verecek kimseyi bulamıyorsak bir an önce ehil kişiler yetiştirmeliyiz. Uzayan kol bizden olsun mantığıyla eşini, dostunu, tenceresini, çaydanlığını ve yağlandığını gözünde büyüterek misyon yüklemeye kalkmamalıyız.
Eğitimin önce ailede başladığını ve okul hayatıyla devam ettiğini biliyoruz. Anne-baba ve öğretmenlerimiz, toplumun yapı taşları bizim ellerimizden çıkıyor. Günümüzde belli bir olgunluğa ulaşmış uzayan kolları değiştiremeyiz belki ama yeni nesilleri, yeni tohumları yetiştirirsek tencere, çaydanlık ve yağdanlıkla uğraşmadan üstünlüğün en güzeli, güzel ahlak diyerek ehil insanlarla güzel ve adil günler yaşayabiliriz. Bu iş benim işim değil, uzmanlık alanım değil diyecek ve layık olmadığı göreve talip olmayacak ehil bir nesil.
Çok yakında...



Yorumlar
Yorum Gönder